Aile İçi İletişim

Sus, çocuksun, sus, küçüksün, sus öğrencisin, sus gençsin, sus kimsesizsin, sus ayıp, sus kınarlar, sus el âlem ne der, sus gelinsin, sus kadınsın, sus kızdırırsın, sus güçsüzsün…
Sahi susmak zorunda olmasaydık neler anlatırdık?
Yaşamak bir yolculuk aslında. Biz de kendimizi aramak, kendimizle buluşup kucaklaşmak istiyoruz. Yolumuz eşimizle kesişti. Birlikte yürümeyi istiyor muyuz?
Kendi sevgi dilimizi, öğrenme stilimizi, başarı ve mutluluk stratejilerini biliyor muyuz?
Neden evlendik? Değişir miyiz, değiştirir miyiz?
Bizi evliliğe götüren sebepler bizden mi kaynaklanıyor yoksa ailemizden, çevremizden, toplumsal baskıdan mı?
Yoksa biz buzdağı mıyız? Dışarıya karşı gülümseyen yüzünün arkasında derin acılar yaşayan, kimseye duyuramadığı çığlıklar atan bir biz daha var mıyız?
Sevgi emek ister, bakım ister, ilgi ister, evlilikte birlikte oluşturduğumuz sevgi çınarına emek verecek miyiz?
Evlilik bankaya benzer. Gerektiğinde çekmek üzere duygu bankasına ne yatırıyoruz: Sevgi, hoşgörü, anlayış, mutluluk ve huzur mu, yoksa öfke, üzüntü, nefret ve kin mi?
Sevmek sevdiğini geliştirmektir. Hiç düşündünüz mü? Biz sevdiğimizi geliştiriyor muyuz yoksa kısıtlayıp solduruyor muyuz?
Ailemizden aldığımız alışkanlıklarımızı evliliğimize karıştırma olasılığımız var mı?
Doğru eş mi arıyoruz, doğru eş olmaya mı çalışıyoruz?
Eşimizle rol çatışması yaşıyor muyuz? Bunun çocuklarımızı nasıl etkileyeceğini hiç düşündük mü?
Trafikte kaza yapmamak için ehliyet kursuna gittik, sınavları kazanmak için hazırlık kursuna gittik, turistlerle, yabancılarla anlaşabilmek için dil kursuna gittik. Peki evlilikte kaza yapmamak, eşinle iyi anlaşabilmek için de herhangi bir kursa gitme ihtiyacı duyduk mu?
Evliliğe hazır mıyız?
“Aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış, döndüm baktım maziye söylenecek ne kalmış.” Bu şarkıyı kendi ailemiz için söylemek istemeyiz değil mi?
Evlilik yolculuğu sırasında karşılaşılan sorunları büyümeden çözmek ister miyiz?
Gelin ve kaynana arasında cereyan eden savaşın nice evliliği cehenneme çevirdiğini biliyor muyuz?
Evlilikte eleştiri dili ne işe yarıyor? Sanki eleştirince değişiyor mu?
Empati kurmayı biliyor muyuz?
Arada bir eşimizin gözlüğünü takıp, ayakkabılarını giyerek yürümeye ne deriz?
Bir ailede, eşler arasında meydana gelen iletişim kazaları nasıl düzeltilebilir?
Eşimizin bizden beklentilerinin farkında mıyız?
Biz eşimizden neler beklediğimizin bilincinde miyiz?
Evlilik bir tekerlekse bizim evliliğimizde bu tekerlek nasıl dönüyor?
Çiçek gibi çocuklar ancak cennet gibi evlerde yetişebiliyor?