Derslere Nasıl Âşık Olabilirim?

Bu konferans Niçin Gerekli ve Önemli?

Her öğrenci öğrenebilir, ancak her öğrenci aynı biçimde öğrenemez. Kimi görsel, kimi işitsel, kimi de dokunsal olan öğrenciler kendi öğrenme stilini belirledikten sonra derslerini daha kolay ve kalıcı bir şekilde hevesle öğrenebilirler.
Bu konferans öğrencilerin dersleri âşık olacak kadar sevmesi, öğretmenleri kendilerine rehberlik yapan yol arkadaşları olarak görmesi ve eğlenceli çalışması için gerekli ve önemlidir.

Konferansta Neler Var?

Bizim köye elektrik gelmeden önce gaz lambamız vardı. Yatma vakti geldiğinde lambayı üst kısmından üfleyerek söndürürdük. Elektrik geldiği gün babaannem tavanda asılı olan ampulü söndürmek için ona üfledi; sönmeyince bir daha üfledi. Biz gülünce bize: “Susun be! Zaten yaşlandım, bakın nefesim yetmiyor. Haydi, gelin hep beraber üfleyip şunu söndürelim,” dedi.
Öğrencilerin çoğu okulu ve dersleri sevmiyor. İstiklal Marşı Pazartesi günleri okul başlıyor diye cansız ve cılız bir sesle, Cuma günleri okul bitiyor diye canlı, sevinçli ve gür bir sesle söyleniyor. Ne acı değil mi?
Bazı öğrenciler okulu açık cezaevi, öğretmenlerini de gardiyan olarak görüyorlar, bu sebeple öğretmenlerin okulda anlattıkları derslerden sıkılıyorlar, dersleri severek dinlemedikleri için tam olarak algılayamıyorlar.
Sevgisizlik ve ilgisizlik öğretmenin en büyük engelidir. Beyin hazinesinin kapısı, sevgi anahtarıyla daha kolay açılabilir.
Ben babaanneme: “Bak bunun bir düğmesi var, bastığın zaman yanıyor bastığın zaman sönüyor” dedim, hayret etti.
Öğrencilerin beyninin bir düğmesi var, bastığın zaman çalışıyor.
Bu konferansta öğrencilere dersleri sevdirecek, kendilerine güvenlerini artıracak, derslerin kolay olduğunu gösterecek bilgiler var.

İşte Onlardan Bazıları:

Öğrencilerin motivasyonu nasıl artırılır?
Dersleri bizi üniversiteye götüren dostlar haline nasıl getirebiliriz?
Öğrenme stilleri nelerdir?
Kitapları kucaklayıp sarılarak, onları öpüp koklayarak nasıl öğrenebiliriz?
Kocaman bir okyanus gibi algılayıp aşamayacağımızı zannettiğimiz dersleri küçücük bir göl haline nasıl getirebiliriz?
Sınav heyecanından nasıl kurtulabiliriz?
Öğrencilerin kendine olan güvenini nasıl artırabiliriz?

Konferansta Neler Yok:

“Çalış, çalış, çalııışşş” kelimeleri yok.
“Başarılı olmak istiyorsan daha çok çalışmalısın” diye sinir bozucu sözler yok.
Sıkıcı ve monoton bir konuşma yok.
Masada oturup herkesin bildiği şeyleri kâğıttan okuyup öğrencilerin uykusunu getiren bir uzman yok.

Konferansa katılanlarda nasıl değişiklikler olur?

Öğrencilerin kendilerine güveni artar.
“Yapamam, anlamıyorum, zor, kazanamam” diyen iç sesler yerini
“Yapabilirim, anlıyorum, kolay, kazanabilirim” gibi olumlu seslere bırakır.
Öğretmenine, okuluna ve ailesine saygısı artar.
Öğrenciler kendini önemli ve değerli bireyler olarak görmeye başlar.
İstiklal Marşı pazartesi günü de cuma günkü gibi canlı, gür, sevinçli ve coşkulu söylenir.
Öğrenciler kimsenin çalış demesine gerek bırakmadan derslerine çalışmaya başlar.
Öğrenciler çıkışta “Bekle beni üniversite ben geliyorum!” der.
Öğrenciler “Başarı bana çok yakışıyor” diyerek ders çalışmayı çoğaltır.

Bu konferans olmazsa ne olur?

Hiçbir şey olmaz. Bugüne kadar olanların aynısı olmaya devam eder.

Konferans süresi: 75 dakikadır.