Evlilik Yolculuğu

Toplumumuzun sağlıklı, mutlu, üretken, gelişen bir toplum olabilmesi; toplumu oluşturan ailelerin sağlıklı ve mutlu olması ile mümkündür. Sağlıklı ve mutlu aileler de ruhsal, bedensel, zihinsel olarak sağlıklı, duygusal olgunluğa sahip, düşünen, öğrenen, üreten, paylaşarak mutlu olmayı bilen, empati kurabilen ve sorun çözme becerilerine sahip bireyler tarafından kurulabilir.

Sağlıklı ve mutlu aileyi oluşturmak için, aile kuracak eşlerin aynı göz seviyesinden birbirlerine ve dış dünyaya bakabilmeleri, aynı yönde istek ve beklentilerle yeni bir başlangıç yapmak üzere bir araya gelmeleri ve ortak duygulara sahip olmaları önemlidir. Bu durum, yeni kurulacak aile birliğinin sağlam bir zemine oturmasının yanında, ilerleyen zamanlarda aileye yeni katılacak bireylerin yaşama sağlıklı bir başlangıç yapabilmeleri, çocukların özgüvenli ve sevecen bir ortamda büyütülebilmeleri açılarından da son derece önemlidir.

Aile kurumunun sağlam olması için tercihlerin baştan doğru yapılması gerekir. Çiftlerin doğru zamanlama ile hareket etmeleri, yaşları, evliliğe ne kadar hazır oldukları, evlilikten beklentileri ve doğru eş seçimi kadar, doğru insan olmak konusundaki çabaları da sağlıklı ve mutlu aile kurumunun oluşmasında rol oynamaktadır.

Büyük umutlar ve beklentilerle kurulan aile birliğinde sürekliliğin güvenle sağlanabilmesi için, kurumu oluşturacak bireylerin yeterli bilgi ve becerilere sahip olmaları önemlidir. Çiftlere bu donanımı kazandırmak amacıyla, nikâhlanmak üzere belediyelere başvuran eş adaylarına “Evlilik Yolculuğu” eğitim projesi hazırlanmıştır.

SEMİNER GEREKÇESİ:

Son yıllarda toplumsal değerlerdeki hızlı değişim, aile yapısını da etkilemiştir. Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi toplumsal değerlerin değişimi ile, ülkemizde de aile kurumunda bir çözülme dikkat çekmektedir. Son 4.000 yıllık dönemde 80 uygarlıkla ilgili kapsamlı bir araştırma yapan, İngiliz Antropolog John Urwin, her uygarlıkta aile bozuldukça, uygarlığın da parçalanmaya başladığını ve milletin çöküşünün ailenin çöküşü ile ilgili olduğunu belirtmektedir.

Aile birliğinin güvenli bir temel üzerine oturtulması ve sürdürülmesi için gerekli olan koruyucu ve iyileştirici temel bilgilerden yoksun eşlerin sevgi ve evlilik bağını güçlendiremedikleri gözlenmektedir. Bağlar güçlendirilmeyince, gittikçe zayıflamakta, sevgi yavaş yavaş kaybolarak mutluluk ve huzur ortamı, yerini, güvensizlik, çatışma ve huzursuzluğa bırakarak aile birliği sarsılmaktadır.

Proje; yaşamda birlikte sürdürecekleri yeni bir yolculuğa hazırlanan çiftleri, sağlıklı ve mutlu aile kurumunun oluşumunda etkili olan faktörlerle ilgili bilgilendirmenin yanı sıra, çiftlerin günlük yaşam, iletişim, uyum ve sorun çözme becerilerini de geliştirmeyi hedeflemektedir.

SEMİNERİN HEDEFİ ve AMAÇLARI:

“Mutlu ve Sağlıklı Aile Birliği, Mutlu ve Sağlıklı Toplum” istikametinde emin adımlarla ilerleyebilmek için nikâh memurunun çiftlere mutlu evlilik ile ilgili tavsiyeleri ne yazık ki yetersiz kalmaktadır.

Trafiğe çıkmak için ehliyet kursunun, belli konularda çalışmak için yeterlilik belgesi sertifikaların, diplomaların zorunlu tutulduğu günümüzde, toplumu oluşturan temel yapı kurulurken hiçbir bilgi ve eğitim zorunluluğu getirmeden, aile birliğinin oluşmasına seyirci kalmak, değişen toplumsal değerler karşısında, yeni başlayan evlilikleri, çiçeği burnunda taze çiftleri ve bütün değerlerin belki de en üstünde olması gereken kutsal aile birliğini olumsuz etkilere karşı savunmasız bırakmak olacaktır.

Toplumu taşıyacak temel yapının sağlamlığı, fertlerin geleceğe güvenle, umutla, sevgi ve paylaşımla, sorumluluk bilinciyle bakabilmesi ile mümkündür. Aile birliği henüz kurulurken böyle bir bilgilendirme sürecinin yaşanması, bireysel ve toplumsal yaşamda sorunlar ortaya çıkmadan çözüm sürecini başlatır. Sağlıklı ve mutlu bireyler, sağlıklı ve mutlu aileleri, sağlıklı ve mutlu aileler de, sağlıklı ve mutlu toplumu oluşturur.

Bu bağlamda hazırlanan proje ile; eşlerin birbirlerine karşı olumlu tutum ve davranışlar geliştirmesine yardımcı olacak iletişim becerileri, gelişim süreci içindeki aile birliğinin içinde yaşanabilecek değişimler, gerçek ve günlük sorunlar ve bunlarla başa çıkma yolları, mutlu evliliğe giden yolda karşı cinsle olan ilişkiler, günlük yaşamda ihtiyaç duyulan -bütçe, bilinçli alışveriş, tasarruf- konuları ile ilgili kuramsal ve pratik bilgi ve becerilerin dengeli bir biçimde oluşturulması ve sunulması hedeflenmiştir.

PROJE STRATEJİLERİ ve YAKLAŞIMLARI:

Aile kurumunun sağlıklı olarak işleyebilmesi, yuvada huzur ve mutluluğun var olabilmesi için her ne kadar sevgi temel şartlardan biriyse de, tek başına yeterli değildir.

Eşlerin birbirlerini oldukları gibi kabullenebilmeleri önemlidir. Eşini olduğu gibi kabul etmek yerine hayalinde var ettiği şekilde eşinden ilgi bekleyen ve beklediğini bulamayan eş mutsuz olur. Benzer şekilde hayalindeki eşe kavuşabilmek için, eşini var olan özellikleriyle kabullenmek yerine değiştirmeye çalışan bir eş de, karşısındakini mutsuz edecek sevgi ve evlilik bağı zayıflayacaktır.

Başlangıçta benzer kişilik özellikleri kişileri birbirlerine yaklaştırsa da, eşlerin her açıdan benzer kişilik özelliklerine sahip olmaları gerekmez. Birbirlerini bütünleyici kişilik özelliklerinin olması eşler açısından daha çok tercih edilir. Aile kuracak eşlerin beklentilerinin aynı doğrultuda olması önemlidir. Kişilikleri farklı olsa da birbirlerini bütünleyebilen özelliklere sahip eşlerin beklentilerinin benzer olması, birbirlerinin ihtiyaçlarını dikkate almalarına, duygularına önem vermelerine ve birbirlerini tamamlamalarına yardımcı olur. Bu şekilde yaşayan eşlerin evlilik bağı gün geçtikçe güçlenir, sağlamlaşır, birbirlerinin farklı özellikleri iç dünyalarını ve yaşamlarını zenginleştirir.

Evlilik kurumunun doğru ve sağlıklı olarak işleyebilmesi; eşlerin birbirlerine samimiyetle bağlanmalarına, hayatın zorluklarını paylaşmak için söz vermelerine, sevgi, dürüstlük, fedakarlık, sadakat, sorumluluk, empati, onur, takdir ve taltif edebilme, değer verme bilincine sahip olmalarına, birbirlerine inanmalarına ve güvenmelerine bağlıdır.

Her yeni başlayan evlilik için, bir uyum süresi olacaktır. Eşler kendi ailelerinden getirdiği özelliklerini, geçmişten getirdiği alışkanlıklarını evliliklerine taşımak isteyecektir. Kendi ailelerinde var olan olumlu yönlerin evliliklerinde de olmasını arzu edecek, ailelerinde var olan olumsuz yönleri evliliklerinde görmek istemeyeceklerdir. (Anne babanın sürekli tartıştığı bir ortamda büyüyen eş, yuvasında huzur ve sükunet arayacak, baba evinde bolluk gören, evliliğinde de bolluk içinde yaşamak isteyecektir.) Bu süreçte eşlerde uzaklaşma – yakınlaşma, tartışma – uzlaşma dönemlerinin yaşanması normaldir. Önemli olan eşlerin bu uyum sürecinde birbirlerini samimiyetle, açık ve dürüstçe değerlendirmeleri, doğru iletişim yöntemleriyle karşılıklı konuşmaları, birbirlerini anlamaya çalışmaları ve duyarlı olmalarıdır.

Aile birliğinin sağlıklı ve mutlu olarak sürdürülebilmesi, eşlerin birbirleriyle kurdukları iletişimin kalitesiyle ilgili olduğu kadar, eşlerin ebeveynleri ile kurdukları iletişim kalitesiyle de yakından ilgilidir. Bu konu da, başlangıçta açık ve samimi olarak değerlendirilmeli, yaşam gerçeklerine uygun yaklaşımlarla sağlam bir zemine oturtulmalıdır.

BEKLENEN SONUÇLAR:

Günlük yaşamda kendisi, eşi ve çevresi ile doğru ve sağlıklı iletişim becerilerine sahip bireylerden oluşan ailelerin yaşam kalitesi artar.

Sağlıklı iletişim becerilerine sahip bireylerin evliliğinin sağlam olması, toplumu oluşturan temel yapının sağlam olması demektir.

Sağlıklı ve mutlu toplum, düşünen, sorgulayan, araştıran, öğrenen, bulunduğu durumdan daha iyi konuma gelmek isteyen bireylerin yetişmesine imkan sağlayan ailelerle oluşur.

Bu eğitim projesi, sağlıklı ve mutlu birey, sağlıklı ve mutlu aile ve sağlıklı ve mutlu toplum oluşumu sürecine hizmet etmek amacıyla hazırlanmıştır.

EVLİLİK YOLCULUĞU İÇERİĞİ

  • Dünyaya tomurcuk olarak geldik, harika bir çiçek olarak açacak bir tomurcuk. Kendi rengimizde açabileceğimiz toprağı, bize gerekli olan suyu, güneşi, havayı bulduk mu?
  • Şimdi neyiz harika bir çiçek mi, batan bir kaktüs mü?
  • Sus, çocuksun, sus, küçüksün, sus öğrencisin, sus gençsin, sus kimsesizsin, sus ayıp, sus kınarlar, sus el âlem ne der, sus gelinsin, sus kadınsın, sus kızdırırsın, sus güçsüzsün…
  • Belki ağzımızı kapadık, dilimizi tuttuk. Peki ya yüreğimiz ya düşüncelerimiz aynaya baktığımızda onlara da sus diyebiliyor muyuz?
  • Sahi susmak zorunda olmasaydık neler anlatırdık?
  • Birey olduk mu? Biz biz miyiz? Sahi biz kimiz?
  • Yaşamak bir yolculuk aslında. Biz de kendimizi aramak, kendimizle buluşup kucaklaşmak istiyoruz. Yolumuz eşimizle kesişti. Birlikte yürümeyi istiyor muyuz?
  • Kendi sevgi dilimizi, öğrenme stilimizi, başarı ve mutluluk stratejilerini biliyor muyuz?
  • Neden evlendik? Değişir miyiz, değiştirir miyiz?
  • Bizi evliliğe götüren sebepler bizden mi kaynaklanıyor yoksa ailemizden, çevremizden, toplumsal baskıdan mı?
  • Üzerimizde taşıdığımız kişilik ve kimlik elbisesi kime ait. Biz onu kendimize yakıştırıp seçtik mi, yoksa birileri mi giydirdi?
  • Yoksa biz buzdağı mıyız? Dışarıya karşı gülümseyen yüzünün arkasında derin acılar yaşayan, kimseye duyuramadığı çığlıklar atan bir biz daha var mıyız?
  • Evlilikle ilgili gizli hesaplarımız var mı?
  • Sevgi emek ister, bakım ister, ilgi ister, evlilikte birlikte oluşturduğumuz sevgi çınarına emek verecek miyiz?
  • Evlilik bankaya benzer. Gerektiğinde çekmek üzere duygu bankasına ne yatırıyoruz: Sevgi, hoşgörü, anlayış, mutluluk ve huzur mu, yoksa öfke, üzüntü, nefret ve kin mi?
  • Sevmek sevdiğini geliştirmektir. Hiç düşündünüz mü? Biz sevdiğimizi geliştiriyor muyuz yoksa kısıtlayıp solduruyor muyuz?
  • Eşimizi neden seçtik: Para, güzellik, ahlak, kişilik, makam, eğitim, popülarite, kültür.
  • Ailemizden aldığımız alışkanlıklarımızı evliliğimize karıştırma olasılığımız var mı?
  • Doğru eş mi arıyoruz, doğru eş olmaya mı çalışıyoruz?
  • Eşimizle rol çatışması yaşıyor muyuz? Bunun çocuklarımızı nasıl etkileyeceğini hiç düşündük mü?
  • Trafikte kaza yapmamak için ehliyet kursuna gittik, sınavları kazanmak için hazırlık kursuna gittik, turistlerle, yabancılarla anlaşabilmek için dil kursuna gittik. Peki evlilikte kaza yapmamak, eşinle iyi anlaşabilmek için de herhangi bir kursa gitme ihtiyacı duyduk mu?
  • Yüreğimize, beynimize ve ruhumuza bağlanmış olumsuzlukları belki de bugüne kadar gittiğimiz her yere taşıdık. Onlardan kurtulmayı ister miyiz?
  • Evliliğe hazır mıyız?
  • “Aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış,
  • Döndüm baktım maziye söylenecek ne kalmış.” Bu şarkıyı kendi ailemiz için söylemek istemeyiz değil mi?
  • Evliliğin ilk yıllarında meydana gelen çatışmaları ve çözüm yollarını bilmek ister miyiz?
  • Evlilik yolculuğu sırasında karşılaşılan sorunları büyümeden çözmek ister miyiz?
  • Gelin ve kaynana arasında cereyan eden savaşın nice evliliği cehenneme çevirdiğini biliyor muyuz?
  • Kaynanalar bir zamanlar gelin olduklarını, gelinler de bir süre sonra kaynana olacaklarını unutuyorlar. Biz unutmayalım e mi?
  • Evlilikte eleştiri dili ne işe yarıyor? Sanki eleştirince değişiyor mu?
  • Empati kurmayı biliyor muyuz?
  • Arada bir eşimizin gözlüğünü takıp, ayakkabılarını giyerek yürümeye ne deriz?
  • Bir ailede, eşler arasında meydana gelen iletişim kazaları nasıl düzeltilebilir?
  • Evlilikte ihtiyaçlar neler, eşin sevgiye ihtiyaç duyarken biz onu eşyaya boğuyor olmayalım?
  • Reaktif miyiz proaktif mi?
  • Eşimizin bizden beklentilerinin farkında mıyız?
  • Biz eşimizden neler beklediğimizin bilincinde miyiz?
  • Eşimizin sevgiyi algılama biçimiyle bizim sevgiyi sunma biçimin arasında fark varsa ne olur?
  • Evlilik bir tekerlekse bizim evliliğimizde bu tekerlek nasıl dönüyor?
  • Evimizi cennete çevirelim. Çünkü çiçek gibi çocuklar ancak cennet gibi evlerde yetişebiliyor?

EĞİTİM SÜRESİ: 18 SAAT